Antalya şehir merkezinin 17 km doğusundaki Aksu sınırları içinde yer alan Perge,sadece bölgenin değil,tüm Anadolu'nun en düzenli Roma dönemi kentlerinden biridir.Mimarisi yanında mermer heykeltraşlığı ile de ünlüdür.
İstanbul Üniversitesi'nin 1946 dan bu yana yaptığı kazılar sonucu şehir merkezinin önemli anıtsal yapıları gün ışığına çıkarılmış,ele geçen heykel buluntuları sayesinde Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel müzelerinden birisi olma özelliğini kazanmıştır.

Perge'nin kuruluş hikayesini tarihçiler,Troia Savaşları'nın sonrası gibi gösterirler.(İÖ.1275)1986 yılında bulunan bir Hitit tabletinde Perge'nin adının geçmesi buranın Troia savaşından önce kurulduğunu göstermektedir.Bergama'da başlayıp Side de sona eren Antik yolun üzerinde yer alan Perge coğrafi önemi ve gelişimini özellikle Aksu(Kestros) nehrine borçludur..Bugün ulaşıma uygun olmayan nehir,eski çağda toprağı verimli kılmasından başka şehirde ulaşımı sağlaması bakımından da çok önemli bir rol oynamıştır.Havari Paulos ve arkadaşlarının Kıbrıs'taki Paphos limanından yelken açıp Perge'ye ulaştıkları bilinmektedir.Bunun da ancak Kestros aracılığı ile olabileceğnden şüphe yoktur.Şehrin nehirle olan bu bütünleşmesi sikkeler,kabartmalar ve akropolisin güney eteğinde bulunan anıtsal nymphacumdaki nehir tanrısı (kestros)heykelinden de anlaşılmaktadır.

Şehrin tarihe geçmiş şahsiyetleri arasında matematik geometri ve astronomi ile ünlü "Pergeli Apollonius"ve İS.2 yy da yaşamış ünlü filozof Varus yer alır.Şehrin tanrı ve tanrıçaları arasında Artemis'in özel bir yeri bulunmaktadır.Birçok antik yazarın sözünü ettiği büyüklük,güzellik ve inşa bakımından harika olan Artemis tapınağı şehrin en dışında yüksekçe bir tepe üzerindebulunmaktaydı ki yeri bu güne değin hala bulunamamıştır.
Yapılan kazı ve çalışmalar Perge'nin üç parlak dönemden geçtiğini göstermektedir.Helenistik Dönem,bu devir ayakta kalan sur ve kulelerle temsil edilmektedir.Diğeri Roma İmparatorluk Devri,bunuda bugün birçoğu ayakta duran anıtsal yapılar(tiyatro,stadyum,hamamlar,anıtsal çeşmeler ve agora) açığa vurmaktadır.Son refah dönem ise Hıristiyanlık Dönemi'ne rastlamaktadır ki bu dönem şehir kilise teşkilatı içinde bir metropolitlik merkezi olmuş ve birçok kilise inşa edilmiştir.

















Şehrin bel kemiği olan sütunlu cadde Helenistik kapıdan başlayıp akropolisin eteğindeki anıtsal nymphaeumda(çeşme) son bulur.Yaklaşık 300 metre uzunluğundaki caddenin ortasında iki metre genişliğinde bölmeli bir su kanalı,her iki yanında da mozaikli portikolar ve dükkanlar yer alır.Kuzeydeki çeşmeden beslenen kanal sıcak yaz günlerinde caddenin ve dükkanların hayat kaynağı olmalıydı.Caddelerin kesiştiği şehir merkezinde ise Apollonius Demetrius tak ı bulunur.Günümüz yerleşiminde şehre giden yol üzerinde ilk karşılaşılan yapı,Yunan-Roma tipinde inşa edilmiş anıtsal tiyatro binasıdır.
Paü Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Topluluğu (2015) na sonsuz teşekkurlerimi sunarım.